Aritmetiğin Siyaset Üzerindeki Vesayeti
Siyasetçiler bir yanda erken seçim olasılığını tartışıyor, öte yanda da arayışlar, planlamalar ve hesaplamalar yapılıyor. Normal şartlarda 2023 yılında yapılacak seçimlere ilişkin birçok senaryo konuşuluyor. Senaryoların tümüne yakını ise aritmetik hesaplar üzerine kuruluyor.
Bu yoğunluk içinde konuşulmayan ve gündemde olmayan ise ülkenin temel sorunlarına ilişkin ana politikalar, aritmetik hesaplar çerçevesinde bir araya gelmesi öngörülen partilerin aralarındaki düşünsel farklılığı nasıl aşacakları ve hangi sorun alanları konusunda ortaklaştıklarıdır.
Aslında iktidarın uygulamaları ve temel politikaları belli. Çünkü 18 yılı aşkın süredir ülkeyi tek başına yönetiyor. Kimi değişiklikler yaşanmış olsa da hükümetin/AK Parti’nin politikalarının ana ekseni değişmedi. Sıklıkla gündeme getirilen kimi politik değişiklikler ise hükümeti destekleyen seçmenler tarafından sorun olarak görülmediği için hala tek başına iktidarda.
Çünkü hükümetlerin uyguladığı politikaların tescil makamı seçimlerdir. İktidar ise girdiği tüm seçimleri kazandı. Bu nedenle, tek başına uzun iktidar süreçlerinin yaşandığı ülkelerde seçmen, hükümetten daha çok muhalefet partilerinin tutumlarını ve politikalarını merak eder. Onların politik önerilerini bir süzgeçten geçirir, hükümet uygulamalarıyla kıyaslar ve ona göre karar verir.
Muhalefet partileri izlendiğinde, yakın dönemde kurulan partilerin, belki de yeni olmalarının verdiği motivasyonla, politika konuşmayı tercih ettikleri görülüyor. Ancak muhalefet blokunu oluşturan ve son seçimlerde birlikte hareket eden CHP, İYİ Parti ve HDP’den ülkenin temel sorunlarına ilişkin somut çözüm önerileri çıkmıyor.
Halkın çok iyi bildiği ve seçim dönemlerinde tekrarlanan, jenerik cümlelerle geçiştirilen politik (!) bir tutum var. Açık veya kapalı alanlarda konuşulan tek mevzu ise geleceğe ilişkin politik çözüm önerileri değil, partilere ilişkin sayısal veriler. Yoğun bir biçimde dört işlem üzerinde yürüyen ve siyasal verilerin içinde olduğu bir konuşma/tartışma zemini var.
Siyasal İttifak mı, Sayısal ittifak mı?
Aritmetiğin konuşulduğu ve siyasetin üzerinde belirleyici olduğu bu dönemde tartışılması gereken konuyu “siyasal ittifak mı sayısal ittifak mı?”, “sayısal ittifakın ortaya çıkarabileceği sonuçlar nelerdir?”, “sayısal ittifak toplum mühendisliği anlamına gelir mi?” gibi birçok soru üzerinden konuşulabilir. Bu ve benzeri soruları sağlıklı bir biçimde tartışabilmek ve doğru sonuçlara ulaşabilmek için siyasetin sayısal ittifaklara kurban edildiği yakın tarihi hatırlamakta fayda var.
1997-2002 yılları arasındaki dönem, siyasalı dışlayan sayısal ittifakların kurulduğu dönemdir. Aslında; sayısalın belirleyici olması, 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan seçimde RP’nin %21 ile birinci parti olmasıyla başladı. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel, yasa gereği hükümeti kurma görevini Erbakan’a verdi. İşte o an ‘sayısal ittifak’ denklemi devreye girdi ve diğer partiler RP ile koalisyona yanaşmadılar. Hükümeti kurma görevi Yılmaz’a verildi, kimi yönlendirmelerle birlikte ANAP ile DYP koalisyonu kuruldu ve bu hükümet üç ay sürebildi. Ardından hükümet kurma görevi tekrar Erbakan’a verildi ve 8 Temmuz 1996 tarihinde RP ile DYP koalisyonu kuruldu. Hükümetin kurulmasından 7 ay sonra 28 Şubat post-modern askeri darbesi oldu ve kararlar alındı. 21 Mayıs 1997 tarihinde ise RP hakkında kapatma davası açıldı. RP ile DYP arasındaki protokole göre 2 yıl Erbakan başbakanlık görevini yürütecek, sonra görevi Çiller’e devredecekti. Kapatma davası açılınca, hükümeti sürdürmek amacıyla ve protokolde var olan 2 yıl başbakanlık süresi dolmadan, hükümete karşı yapılan operasyonu boşa çıkarmak amacıyla Erbakan başbakanlığı Çiller’e devretmek için 18 Haziran’da istifasını Demirel’e sundu. Demirel ise hükümeti kurma görevini Çiller yerine Yılmaz’a verdi. Yılmaz ise ‘sayısal ittifakı’ sağladı ve ANAP+DSP+DTP (hükümet kurabilecek sayıyı tutturmak için DYP’den kopartılan vekillerin kurduğu parti) koalisyon hükümetini kurdu. CHP ise koalisyona dışarıdan destek oldu. Ardından 1999 seçimleri ve sayısal ittifaka dayalı DSP+MHP+ANAP hükümeti kuruldu.
1997-2002 yılları arasında 4 ayrı hükümet kuruldu. Bu süreç için yani sayısal ittifakın oluşması amacıyla sendikalar, işveren ve esnaf örgütleri bir araya getirilerek geniş kapsamlı bir toplum mühendisliği projesi yürütüldü. Bugünkü koşulların çok farklı olduğu açık. Son tahlilde yaklaşım benzer ve şu an için rakamlara dayalı bir iktidara gelme süreci tercih ediliyor.
