15 Nisan 2025

Sudan: “Görülmeyen” Savaşın Pençesinde

Sudan: “Görülmeyen” Savaşın Pençesinde

ADNAN BOYNUKARA

Sudan’daki iç savaş, neredeyse Sudanlıların acılarıyla baş başa kaldığı ve hem dünya hem de Müslüman halklar tarafından görülmeyen veya ‘unutulmuş’ bir savaş gibi devam ediyor. O kadar unutulmuş ki, savaşın ortaya çıkardığı yıkım ve insani dram dahi konuşulmuyor. Savaşan taraflar arasında, zaman zaman ortaya çıkan taktik ‘başarılar’ üzerinden konu gündeme geliyor ve gündemden çıkıyor. Mazlum halkın, sivillerin durumu ve yaşadıkları çok az insanın gündeminde. Savaşı ortaya çıkaran nedenleri, meydana gelen yıkımı ve insani dramı konuşmaktan özenle kaçınanlar, tarafların taktik adımları sonucu ortaya çıkan sahici olmayan pozisyon değişimlerinden mutlu olabiliyorlar. Bu acınacak bir tablo.

Savaşın Oluşturduğu Yıkım

Sudan’da devam eden savaşın nedenlerine ilişkin sahici bir analiz ve değerlendirme yapılmadığı için sahici bir çözüm girişimi de ortaya çıkmadı. Halkın çok büyük bir kısmı göç etmek zorunda kaldı, ülkenin altyapısı yok oldu, devlet mekanizması çöktü. Bugüne kadar 250 binden fazla insanın hayatını kaybettiği konuşuluyor. Birleşmiş Milletler (BM), yaşananları, dünyanın en büyük insani krizi olarak tanımlıyor. BM Dünya Gıda Programı’nın (WFP) Sudan’daki acil durum yöneticisi Michael Dunford, “Gözümüzün önünde bir facia yaşanıyor ve korkarım ki daha da kötüye gidecek” diyor. WFP’ye göre, ülkede yaklaşık 25,6 milyon kişinin “akut açlık” yaşadığı ve bu sayının giderek arttığı vurgulanıyor. Ülke içinde ve dışında içme suyuna ulaşım imkânı dahi yok.

20 milyonu aşkın insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığına ilişkin değerlendirmeler var. 4 milyonu aşkın insan komşu ülkelere göç etmiş durumda. Özellikle Çad, Güney Sudan, Etiyopya, Libya, Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelere giden Sudanlılar asgari yaşam koşullarından yoksun bir hayat sürdürmek zorundalar. Ülke içinde sağlık hizmeti durmuş durumda. Ortaya çıkan yıkımın yanı sıra ülkede yaşayan kimi kesimler, etnik kökenleri nedeniyle hedefe konuluyor. BM kaynakları, kimyasal silah kullanımından bahsediyor. UNHCR raporlarına göre, yaklaşık 25 milyon kişinin, yani ülke nüfusunun yarısından fazlasının insani yardım ve korumaya ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor. Savaşın oluşturduğu yıkım o denli ağır ki bölge ülkelerini dahi etkilemeye başladı. Özellikle Çad ve Güney Sudan’ın durumu kritik.

Sudan: Askerî Darbeler ve İç Savaşlar 

Sudan’ın yakın tarihi dikkate alındığında ve ülkeyi iki kelimeyle izah etmek gerekirse, ‘iç savaşlar’ ve ‘askerî darbeler’ ülkesi demek yanlış olmaz. Çünkü 1956 yılındaki bağımsızlıktan bu yana 22’ye yakın askerî darbe yaşanmış. Bunların birçoğu iç içe geçmiş darbeler. Üç yılda bir askerî darbenin yaşandığı bir ülkeden bahsediyoruz. Buna rağmen Sudan’daki askerî darbeler, dört ayrı kategoride değerlendiriliyor. 1969 Albay Cafer Numeyri liderliğindeki darbe, 1989 Ömer el Beşir liderliğindeki darbe, 2019 darbesi ve Ekim 2021 darbesi. Askerî darbelerin neden olduğu sonuçları en iyi anlayacak ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Yakın zamana kadar Türkiye için “10 yılda bir askerî darbelerin yapıldığı ülke” ifadesi çok sık kullanılırdı. Türkiye bu kısır döngüyü demokrasiyi işleterek, meşruiyetin kaynağını halkın iradesine, seçime ve sandığa devrederek aştı.

Askerî darbelerin ve askerî yönetimlerin sonucu olarak ortaya çıkan temel sorunlardan birisi de Sudan’da yaşanan iç savaşlar. Dört ayrı iç savaştan bahsetmek mümkün. Birinci Sudan iç savaşı, 18 Ağustos 1955 tarihinde başlamış ve 27 Mart 1972 tarihine kadar devam etmiş. 16 yıl 7 ay süren bir iç savaş. 

İkinci Sudan iç savaşı ise Mayıs 1983 ile Ocak 2005 tarihleri arasında yaşanmış. Bu ikisini birbirinin devamı olarak okumak mümkün. Etnik ve dinî saiklerle başlamış olan bu iki savaşın sonunda ülke bölündü. Diğer bir iç savaş ise Darfur bölgesinde gerçekleşti. 2003 yılında, Sudan’ın Darfur eyaletindeki kabileler arasında yaşanan gerginliklerin sonucu ortaya çıkan savaş. Darfur’da Arap ve Arap olmayan kabileler arasında yaşanan çatışmalar etnik, dinî ve ekonomik olmak üzere pek çok kaynaktan beslenmekteydi. Son örnek ise 15 Nisan 2023’te başlayan ve hâlen devam eden dördüncü büyük iç savaş. Bu iç savaşın farkı, etnik ve dinî kaynaklı bir iç savaş olmaması. Bu savaşın diğer bir özelliği ise ülkenin belli bir bölgesi ile sınırlı kalmaması, öncekilerden farklı olarak ülkenin çok büyük bir kısmını etkilemesi.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.

MAKALE
About ADNAN BOYNUKARA
SWITCH THE LANGUAGE


WHO WE ARE

The Ankara Institute is located in Ankara, Turkey. Our teams include academics, former members of the parliament, senior advisers to the Turkish prime ministers and ministers, analysts from prominent think-tanks, NGO directors, and media professionals with many years of experience. We do have extensive experience of working and partnering with leading global think-tanks, NGOs, international organizations, and governmental institutions.