8 Ekim 2025

Hatem Ete, ORSAM’da ‘Terörsüz Türkiye’ Sürecini Konuştu

orsam terörsüz türkiye hatem ete

Ankara Enstitüsü Direktörü Hatem Ete ORSAM’da Konuştu: “‘Terörsüz Türkiye’ Süreci Suriye’ye İpotek Edilmemeli”

Ankara Enstitüsü Direktörü ve AYBÜ Öğretim Üyesi Hatem Ete, ORSAM’da düzenlenen “Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Yansımaları” panelinde yaptığı konuşmada, sürecin Suriye’deki gelişmelerle olan yakın ilişkisine dikkat çekerken, Türkiye’deki silahsızlanmanın başarısının Suriye’ye ön şart olarak bağlanmaması gerektiğini vurguladı. Ete, “Suriye’de ne olacağından bağımsız olarak elli yıllık bir terör örgütünün silahını bırakması başlı başına çok muazzam bir kazanımdır,” dedi.

Ankara – Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM), 8 Ekim 2025 tarihinde düzenlediği “Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Yansımaları: Terörsüz Ortadoğu” başlıklı panelle konuyu çok yönlü olarak ele aldı. ORSAM Başkanı Kadir Temiz’in moderatörlüğünü üstlendiği etkinliğe, Ankara Enstitüsü Direktörü Hatem Ete’nin yanı sıra Rawest Araştırma Direktörü Roj Girasun, İRAM Başkanı Serhan Afacan ve ORSAM Levant Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan konuşmacı olarak katıldı.

Panelde söz alan Hatem Ete, yaklaşık bir yıl önce başlayan “Terörsüz Türkiye” sürecini başlatan dinamikleri, mevcut riskleri ve bölgesel yansımaları, özellikle Suriye ekseninde analiz etti.

Süreci Başlatan İki Dış Gelişme: Tehdit ve Fırsat

Ete, sürecin başlangıcını Devlet Bahçeli’nin Ekim 2024’teki çıkışına bağladı ve o dönemde ne siyasetin ne de toplumun gündeminde böyle bir meselenin olmadığını belirtti. Ete’ye göre Bahçeli, bu adımı 7 Ekim sonrası bölgede İsrail’in tetiklediği değişimlerin Türkiye için oluşturduğu jeopolitik tehditlere karşı bir “bağışıklık kazanma” hamlesi olarak gerekçelendirdi.

Ancak Ete, bu girişimin bir devlet projesine dönüşmesini sağlayan asıl gelişmenin Aralık ayında Suriye’de yaşanan devrim olduğunu savundu. Ete, “Eğer Suriye’de devrim yaşanmamış olsaydı belki de uzunca bir süre bu mesele bir Bahçeli’nin gündeme getirdiği, Erdoğan’ın retorik olarak destek verdiği ama bir türlü ete kemiğe bürünmeyen bir mesele olarak da yoluna devam edebilirdi,” dedi. Böylece, başlangıçta bir “tehdit” algısıyla ortaya çıkan süreç, Suriye’deki gelişmelerle birlikte bir “fırsat” algısıyla buluşarak hız kazandı.

“Süreç Suriye’ye İpotek Edilmemeli”

Konuşmasında Suriye’nin hem PKK hem de devlet nezdinde sürecin kilit unsuru olduğunu belirten Ete, 2013-2015 çözüm sürecinin bozulmasının temel nedenlerinden birinin, PKK’nın Suriye’de elde edeceği kazanımlar nedeniyle Türkiye’de silah bırakmaya razı olmaması olduğunu hatırlattı.

Mevcut süreçte her iki tarafın da Suriye’yi bir engele dönüştürmemek için itina gösterdiğini ifade eden Ete, Türkiye’nin süreci Suriye’deki gelişmelere endekslemesinin risklerine dikkat çekti:

“2013-2015 arasındaki süreci Türkiye çözmeye hazırken PKK Suriye hevesiyle bozdu. Şimdi Türkiye yine silahsızlanma süreci çözülecekken bu sefer Türkiye Suriye hevesi dolayısıyla bu süreci akamete uğratmasın. Bütün meseleyi Suriye’ye ve bölgesel dinamiklere odaklamak ve orada bir kazanım elde edilmediğinde Türkiye’de de bir anlamsız olacağına yönelik bir bilinçaltı mesaj vermenin doğru olmadığını düşünüyorum.”

Ete, Türkiye’nin Suriye’deki takvimi ve kapsamı tek başına belirleyemeyeceğini, ancak kendi içindeki meseleyi çözme konusunda olağanüstü enstrümanlara sahip olduğunu vurguladı.

“PKK Stratejik Bir Karar Aldı”

Hatem Ete, Öcalan ve PKK’nın artık Türkiye’de silahlı mücadele yürütmek istemediğine dair stratejik bir karar aldığını düşündüğünü belirtti. Ete’ye göre bu seferki silahsızlanma çağrısı, önceki süreçlerin aksine, devletin atacağı adımlara bağlanmadan, doğrudan “silahın miadını doldurduğu” tezi üzerine kurgulandı.

Bununla birlikte Suriye’deki kazanımların Türkiye’deki Kürtler arasında bir “kızıl elma” statüsünde olduğunu belirten Ete, Öcalan’ın SDG’deki maksimalist tutumu esnetecek bir müdahalede bulunmasını beklediğini de sözlerine ekledi.

Panel, diğer konuşmacıların sunumları ve katılımcıların sorularıyla devam etti.

ETKİNLİKLER ,
About ANKARA ENSTİTÜSÜ
SWITCH THE LANGUAGE


WHO WE ARE

The Ankara Institute is located in Ankara, Turkey. Our teams include academics, former members of the parliament, senior advisers to the Turkish prime ministers and ministers, analysts from prominent think-tanks, NGO directors, and media professionals with many years of experience. We do have extensive experience of working and partnering with leading global think-tanks, NGOs, international organizations, and governmental institutions.